“Kalubela” kelimesi, İslam inancındaki Elest Bezmine atıfta bulunur.
Ruhların, dünyaya gelmeden önce Allah’ın “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” sorusuna “Evet, şahidiz” cevabını vermesi, kul ile Yaradan arasındaki ilk bağdır.
İlahide, bu ezeli ahdin hatırlatılması ve dünyadaki hayatın bu sözleşmeye göre şekillenmesi gerektiği vurgulanır.
İnsan, varlığını unutmamalı ve fani dünyanın aldatıcı süslerine kapılıp o ilk sözünden uzaklaşmamalıdır.
Hayatın amacı, ezelde verilen söze sadık kalmaktır.
Gaflet, kulun en büyük tehlikesidir; zikir ve tefekkür ise bu ahdi diri tutar.
Gelip bize bakan Aleme akar
Ruhunu yıkar can can dan
Kanı deli akan gemileri yakan
Elinde tesbih bu cenahtan
Kalu beladan dır geldik
Alem alem namımız var
Ne devrildik ne tükendik
Yerde gökte sevdamız var
Biz bu yola gönül verdik
Her arşında izimiz var
Alnımız ak başımız dik
Yerde gökte şanımız var
Bak yine biz geldik tabuları deldik
Canı yola serdik yine yine yine
Yine başa bela Yarına mesela
Öcülere sela vermeye geldik
Başı dara düşme yaraları deşme
Ele güne gitme hadi bize dön
Bizde karacı olur havacı
Moralini bozma bizde ilacı
Azcık bize bak alemlere ak
Karaları bağlama gemileri yak
Kendini bi sal Derine bi dal
ALLAH deyi ver hele ağzın yesin bal
Yangınlar bize meydanlar bize
Efelik sizindir delilik bize
Geceler bizim Gündüzler bizim
Akar gideriz biz alemler bizim
Kalu beladan dır geldik
Alem alem namımız var
Ne devrildik ne tükendik
Yerde gökte sevdamız var
Biz bu yola gönül verdik
Her arşında izimiz var
Alnımız ak başımız dik
Yerde gökte şanımız var
Yaban ele gitme aklını alır
Aklı olan varsa haline acır
Bişey olmaz deme deme kalbin kırılır
Ruhunu alsalar sana ne kalır
Gel bize bi söz ver Bu yola bi öz ver
Kalbine bi ses ver gel gel gel
Böle dünya boş hadi bize koş
Yolumuz bi hoş gel koş koş
Yola çıkarıs gönül açarıs
Ara sıra şevkine bizi açarıs
Sesini bi kıs Elin olur cıs
Alev alev kol kola ciğer yakarıs
Kalu beladan dır geldik
Alem alem namımız var
Ne devrildik ne tükendik
Yerde gökte sevdamız var
Biz bu yola gönül verdik
Her arşında izimiz var
Alnımız ak başımız dik
Yerde gökte şanımız var
Hasan Bayar, bu eseri okurken sadece bir ilahi seslendirmiyor, bir manevi yolculuğa davet ediyor:
Vokal Tonu: İlk mısralarda dingin ve içten bir yaklaşım, ilerleyen kısımlarda güçlü ve vurucu vurgular.
Duygusal Derinlik: Özlem, pişmanlık, sadakat ve teslimiyet duyguları harmanlanıyor.
Samimiyet: Dinleyici, sözlerin sadece kulağına değil, kalbine hitap ettiğini hissediyor.
Zamanlar Arası Köprü: Ezel âleminden dünya hayatına, oradan da ahirete uzanan bir çizgi çiziliyor.
Tekrarın Gücü: Bazı kelimeler ve cümleler zikre benzer biçimde tekrar edilerek derin bir manevi etki oluşturuyor.
Tasavvufi Mesaj: Hakikat yolcusu, her adımında ezelde verdiği sözü hatırlayarak yaşamalıdır.
Tefekküre Davet: İnsan, bu dünyada neden var olduğunu yeniden düşünür.
Manevi Sarsıntı: Dünyevi meşguliyetlerin insanı ne kadar uzaklaştırdığını fark ettirir.
Umuda Açılan Kapı: Unutmuş olsak bile geri dönmenin, hatırlamanın ve sadakat göstermenin mümkün olduğunu hissettirir.
“Kalubela” ilahisi, sadece dinlenen bir eser değil, ruhun hafızasını uyandıran bir hatırlatmadır.
Hasan Bayar’ın yorumunda hissedilen samimiyet, dinleyiciyi ezelden beri var olan bir gerçeğe götürür:
“O söz, hâlâ geçerli… Sen hâlâ o sözün sahibisin.”